- 02 Ağu 2021 - 12:39 G: 17 Mar 2022 - 14:21

GENÇ DEMOKRASİ

Her hafta gençlerin bir sorunu üzerine yazmayı planladığım yazı serisine bu hafta “Türkiye’nin demokrasi tarihi” üzerinde farklı bir konuya değinmek istiyorum. Türkiye’de demokrasi, özgürlük, eşitlik gibi kavramların duyulması aslında yeni bir olay değil

yazar mask

Her hafta gençlerin bir sorunu üzerine yazmayı planladığım yazı serisine bu hafta “Türkiye’nin demokrasi tarihi” üzerinde farklı bir konuya değinmek istiyorum. Türkiye’de demokrasi, özgürlük, eşitlik gibi kavramların duyulması aslında yeni bir olay değil. 150 yılı aşkın bir demokrasi mücadelesi var bu topraklarda. Osmanlı’nın son dönemlerinde, dünya üzerinde etkili olan Fransız İhtilalinin etkilerini görüyoruz. Ben, Cumhuriyetimizin kuruluşuyla birlikte süregelen demokrasi mücadelemize değinmeye çalışacağım.

1923 yılında anadolu topraklarına bir filiz ekildi. Bu filiz daha çok genç olmasına rağmen arkasında bin yıllık bir geleneğin eksilerini artılarını taşıyarak kuruldu. O yılların hesabını yapmak bir yazıya sığacak kadar özensiz olmamalı. Onun için değineceğim konuları detaylı değil daha anlaşılabilir ve değerlendirme olarak anlatacağım. Demokrasinin yerleşmesi ve milettin yönetimde hakim kılınması için Cumhuriyet tarihimizin ilk yıllarından itibaren büyük uğraşlar verildi. Daha önce tecrübe edilmemiş bir sistemi anadolu topraklarında anlatmak zor olsa gerek. Savaştan çıkmış ve bir daha savaşa girip girmeyeceği belli olmayan bir toplumu bir yandan demokrasiyle buluşturmaya çalışmak. O dönemlerden çıkış 1950 seçimleriyle oldu. 1946 yılında yapılan ve sonuçları itibarıyla meşru olup olmadığı tartışma konusu olan seçimlerden 4 yıl sonra 1950 seçimleri demokrasiye atılan ilk adım oldu. Ancak tarihin ilerlemesi ve sadece Türkiye değil bölge ülkelerinin de bu demokrasi mücadelesinde askeri ve sivil darbeler, sözün üzerine silahın baskın çıkmasıyla büyük sınavlar verilmiştir. 1960 darbesi, 12 Mart 1971 muhtırası ve 1980 darbesi Türkiye’nin demokrasi açısından dibe vurmasının tarihleridir. Demokrasi sadece oy kullanmak değildir. Maalesef yıllarca bu topraklarda demokrasi adına insanlar birbirinin canına kast etiller, yetki gaspı yaptılar, insanları kendi değer yargılarınca yargıladılar. 1980’li yıllara gelindiğinde artık siyaset ve dünya eskisi gibi değildi ve olmayacaktı. Türkiye, Turgut Özal ile birlikte bu değişen siyaset ve dünyaya ayak uydurmaya çalışıyordu. Ta ki Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanı olması ve vefatıyla sistemin tekrar eskiye dönmesine kadar. 90’lı yıllar sanırım o yıllarda yaşayan insanların gözünde büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır.

Değişen Türkiye’nin tekrar başladığı yere dönmesi. Türkiye bu süreçten yine tıpkı 1950 ve 1980 ‘li yıllarda olduğu gibi 2002’de yapılan seçimlerle çıkmayı başardı. Bu sefer yine değişen bir dünya ve Türkiye vardı. Siyasette en zor iş toplumun bütün kesimlerine hitap edebilmek, bir evin her odasına girip konuşabilmektedir. Bunun yapıldığı dönemlerde de Türkiye gerçekten bir adım daha ileri atlamayı başarmıştır. Ancak bu seferde işler yolunda gitmedi, 14 yıllık tek başına iktidar dönemi yaşayan Türkiye 15 Temmuz 2016’da bir darbe girişimiyle karşılaştı. Bu darbe girişimi yine halkın demokrasiye sahip çıkmasıyla beraber ülkeyi daha büyük felaketlere yönlendirmeden sonlandırıldı. Bu yaşanan girişim geçmiş darbe tecrübelerinden farklıydı çünkü bu defa ordu içerisinde yuvalanmış bir terör örgütü yer alıyordu. Bu terör örgütü insanların dini inançları üzerinden devlette bir kadrolaşmaya giderek bu kadar güçlü hale geldi ve sonunda darbe yapmaya cesaret edecek kadar aklını kaçırmış bir yapıya büründü. Demokrasiye saldırı nereden gelirse gelsin, gerek askeri gerek sivil, vatandaş olarak önceliğimiz demokrasi yanında yer almaktır. Yaklaşık 5 yıldır Türkiye özgürlük, barış, adalet konularında giderek alt sıralara doğru ilerliyor. Ekonomi alanında Cumhuriyet tarihimizin en kötü verilerini son 3 yıl içerisinde maalesef yaşadık, yaşıyoruz.

Şimdi neredeyiz? Demokrasi açısından tatmin edici noktada kendimizi görebilir miyiz? Bu soruların cevabı bugün bakınca hiç iç açıcı değil. Demokrasi tarihimizden çıkarmamız gereken o kadar çok ders var ki. Her 20 sene boyunca aynı hataları yapıp başa geri dönüyoruz. Bugün de başladığımız yere geri döndük. Ama en azından yaklaşık 100 yıldır edindiğimiz tecrübe bize bir fener olsun. Gelecekte tekrar bugünlere dönmeyelim. Geçmişi kişiler ve kurumlar üzerinden kısır bir tartışmayla eleştirmek yerine. Herkes geçmişte yaptığı hatalarla yüzleşip bir daha bu hataları yapmamak için demokrasi mücadelesine destek verse bütün bu sorunların tekrarlanmaması en büyük kazanç olur. 20 yaşında biri olarak yaşamadığım hatta görmediğim insanlarla ilgili atıp tutmak için yazmadım bu yazıyı. Gelecekte geçmişte yaptığımız hataları yapmamak için bir değerlendirme yapmak istedim. Tam Demokrasi anadolu topraklarına gelecek, çünkü bu topraklara 100 yıl önce dikilen fidanın suyu Tam Demokrasidir.

02 Ağu 2021 - 12:39 - Gündem

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Dibimde Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Dibimde hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Dibimde editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Dibimde değil haberi geçen ajanstır.