Göz göre göre havayı zehirliyor, halkı ölüme sürüklüyorlar: Erzincan'da neler oluyor?

Erzincan'ın İliç ilçesine bağlı Çöpler Köyü'ndeki Çöpler Maden Sahası 2010 yılından beri faaliyette. Ancak denetimsizlik, vurdumduymazlık ve gözlerini para bürüyen patronlar nedeniyle sadece Erzincan halkı değil tüm Türkiye'yi tehdit eder bir dizi olay meydana gelmiş durumda.

Büyütmek için resme tıklayın

Maden arama sahasındaki siyanür havuzları için herhangi bir koruma ve önlem alınmazken halkın soluduğu havayı tehdit ediyor. Üstelik siyanür havuzundaki olası sızıntı tüm bölgeyi tehlikeye sokuyor. 

Konuyu Türkiye gündemine taşıyan Sedat Cezayirlioğlu, yaşanabilecek felaket olasılıklarını ve son süreci soL Haber'e değerlendirdi.

'Burası kaçak bir nükleer santral gibi, dünyada ikinci bir örneği yok'
Bilirkişi raporlarında yaşanacak sıkıntılar için "kaçak bir nükleer santralden daha fazla zarar verebileceği" yönünde ifadeler yer alırken, herhangi bir önlem alınmıyor. Siyanürlü ve sülfürik asitli atıkların açık havuzlara atıldığı maden arama sahasındaki depolama örneklerinin bir benzeri daha yok. Tüm kanserojen atıklar ve sızıntı yaşanacak olursa toprağı öldürecek akıntılar açık havada bekletiliyor. Üstelik normalde bölgeye yakınlaşmak, solumak dahi tehlikeli. 

'Normalde kapalı tanklarla toprak altında tutulması lazım'
Böylesi tehlikeli atıkların esasında yerin metrelerce altında, kapalı ve özel tanklar içinde muhafaza ediliyor olması gerekirken, maden sahasındaki siyanür ve sülfürik asit atıkları açık bir havuzda tutuluyor. 2010 yılından bu güne faaliyette olan tesisin yüzde 80'ni ABD'li bir şirkete aitken yüzde 20'si de TMSF kontrolünde olan Çalık Grubu'na ait. 

Göz göre göre havayı zehirliyor, halkı ölüme sürüklüyorlar: Erzincan'da neler oluyor?

Erzincan'ın İliç ilçesine bağlı Çöpler Köyü'ndeki Çöpler Maden Sahası 2010 yılından beri faaliyette. Ancak denetimsizlik, vurdumduymazlık ve gözlerini para bürüyen patronlar nedeniyle sadece Erzincan halkı değil tüm Türkiye'yi tehdit eder bir dizi olay meydana gelmiş durumda.

Maden arama sahasındaki siyanür havuzları için herhangi bir koruma ve önlem alınmazken halkın soluduğu havayı tehdit ediyor. Üstelik siyanür havuzundaki olası sızıntı tüm bölgeyi tehlikeye sokuyor. 

Konuyu Türkiye gündemine taşıyan Sedat Cezayirlioğlu, yaşanabilecek felaket olasılıklarını ve son süreci soL Haber'e değerlendirdi.

'Burası kaçak bir nükleer santral gibi, dünyada ikinci bir örneği yok'
Bilirkişi raporlarında yaşanacak sıkıntılar için "kaçak bir nükleer santralden daha fazla zarar verebileceği" yönünde ifadeler yer alırken, herhangi bir önlem alınmıyor. Siyanürlü ve sülfürik asitli atıkların açık havuzlara atıldığı maden arama sahasındaki depolama örneklerinin bir benzeri daha yok. Tüm kanserojen atıklar ve sızıntı yaşanacak olursa toprağı öldürecek akıntılar açık havada bekletiliyor. Üstelik normalde bölgeye yakınlaşmak, solumak dahi tehlikeli. 

'Normalde kapalı tanklarla toprak altında tutulması lazım'
Böylesi tehlikeli atıkların esasında yerin metrelerce altında, kapalı ve özel tanklar içinde muhafaza ediliyor olması gerekirken, maden sahasındaki siyanür ve sülfürik asit atıkları açık bir havuzda tutuluyor. 2010 yılından bu güne faaliyette olan tesisin yüzde 80'ni ABD'li bir şirkete aitken yüzde 20'si de TMSF kontrolünde olan Çalık Grubu'na ait. 

'Siyasilerin gözü kararmış durumda, muhalefetin umrunda değil'


Yaşananlar için soL Haber'e konuşan Sedat Cezayirlioğlu, İliç'te yaşayan emekli bir makinist. "Bu sürece sessiz kalmadığım için başıma gelmeyen kalmadı. Hayatımda mahkeme yüzü görmemiş insanım, son on yılda kaç defa dava açıldığını saymıyorum artık. Ama haklıyız. Şahsi bir menfaatimiz yok. Hatta susayım desem cebime parayı sıkıştırırlar çıkar giderim buradan, kimse de umurumda olmaz. Ama çocuklarımın yüzüne nasıl bakarım sonra? Nasıl başımı yastığa koyarım gönül rahatlığıyla? Bu mesele memleket meselesi. Herkesin uyanması lazım. Herkesin bu konuyu gündem etmesi, büyütmesi lazım" diyor. 

"İktidarın gözü paradan başka bir şey görmüyor. Onu anladık zaman içinde ama muhalefet de ilgilenmiyor bu mevzuyla. Hem CHP hem İYİ Parti bir sürü söz verdiler ama hiçbirini de tutmadılar. Böyle bakınca anlaşılıyor ki yıllarca iktidar yedi kaymağını, birazcık da biz yiyelim diyorlar. Yoksa başka bir açıklaması olamaz bunun" diye sözlerini devam ettiriyor Cezayirlioğlu. 

'CHP geçiştirdi, Meral Akşener ise bizle değil maden şirketiyle görüştü'


İlk olarak CHP ile görüştüğünü ifade eden Sedat Cezayirlioğlu, "CHP bir sürü vaatte bulundu. Hatta 23 vekil ile İliç'e çıkarma yapacaklardı, meclis gündemine taşıyacaklardı. Erzincan'a kadar geldiler, sessiz sedasız buraya da 2 vekil geldi. Onlar da gönlümüzü etmeye çalışıp gittiler. Yahu biz sizi kara kaşınız kara gözünü için çağırmıyoruz ki?" derken aynı zamanda Erzincan'a gelen Akşener'in de İliç'teki konuyla ilgili maden şirketinin sahipleri ile görüştüğünün altını çizdi. 

'Bir sızıntı olursa Fırat Nehri boyunca 3 adet baraj dahil tüm tarım arazilerini kaybederiz'
Yaşanabilecek sorunlara dikkat çekmek isteyen Sedat Ceyazirlioğlu "Bakın burası açık bir havuz. Normalde kapalı olması gerekiyor. Dünya standartlarında bu işler yer altında özel tanklarla muhafaza edilmesi gerektiğini söylüyor. Hatta bunu solumak bile birinci dereceden kanser sebebi. Hadi bunu geçtim, burası Fırat Nehri'ne 300 metre uzaklıkta sadece. Sızıntı olma ihtimali çok yüksek. Bir depremde, bir toprak kaymasında, benzeri bir doğa olayında buradaki siyanürün ve sülfürik asitin nehre karışma ihtimalini düşünebiliyor musunuz? Keban ve Atatürk barajlarının siyanürle dolması ne demek oluyor farkında mı insanlar? Bu nehrin aktığı hat boyunca tüm tarım arazilerini unutalım. O toprakların tekrar tarıma elverişli hale gelmesi için insan ömrünün geçmesi gerekecek?" diyor.

'Maden şirketinin yerel belediyelerle arası çok iyi'


soL'a konuşan İliç ve Kemaliye ilçelerinden yurttaşlar aynı zamanda maden şirketinin yerel belediyeler ile aralarını iyi tuttuklarını, belediyelerin bazı ihtiyaçları için sponsor olduklarını, hatta çeşitli etkinlik ya da konserlerle halkı oyaladıklarını ifade ediyor. 

İliç maden sahasında ortaya çıkarılan değerli madenler ise yabancı sermaye kuruluşlarının tasarrufundan dalayı ülke ekonomisine kazandırılmadan yurt dışına çıkarılıyor. Sermayedarlar hem gelirlerine gelir ekliyor hem de atıklarını Erzincan'a bırakarak bir felaketin ateşini körüklüyorlar. Farklı uzmanların ve kurumlarından hazırladığı birden fazla Çevre Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporuna rağmen hala hiçbir önlem alınmaması tepkilere yol açarken, İliç halkı sürecin takipçisi olacaklarını belirtiyor. 

21 Nis 2022 - 11:01 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Dibimde Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Dibimde hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Dibimde editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Dibimde değil haberi geçen ajanstır.