Ömer Faruk Canbaz’ın kaleminden: “Racon”

100 yıl önce yoktuk bu hayatta, 100 yıl sonra da haddi aşanlarımız olmazsa olmayacağız. Bu iki yokluk arasında görüntüden ibaret olan varlıklarımızla bir iz bırakabildik mi bu hayata? Olmayan varlıklarımızın bedeli hissetmektir! Öyle ise hissettiğim her şeyden sorumlu tutuyorum kendimi:

Evdeki işi ak pirincin içerisindeki ak taşları ayıklamaktır.

Çayı şekersiz içer. Tek şeker çayı bozar, üç şeker sütlaç yapar kanaatindedir. Bardağın üzerinde çay tortularının dönüşünü izlemek Sevgilisinin sünnetidir.

Miktarı önemli değil, cebinde kalan son parasını vermek sadakasıdır.

Sırat köprüsünün inceliğinden, uzunluğundan, keskinliğinden değil de yüksekliğinden korkar. Bunu da tevazuya yorar. Peygamber de olsa Musa’nın değil Hızır’ın tarafındadır. O’nunla o yol yürünmelidir, yürüyemiyorsa narkozla sürünmelidir. Bilir Musa’da o taraftadır. Tecellisi de olsa Leyla’nın değil – ahh leyla – Mecnun’un tarafındadır. Çünkü kaderi mutlak da olsa terk edenleri sevmez, bu da mutlak bir kaderdir der. Ne kadar kızarsa kızsın Leyla’ya, aşkı sadık Mecnun hatırına söylenmez Leyla’ya.

“Sevdiği kadar sevilmeyeceğine” inanır. Yüzde hudutsuz sever. Bu yüzden fazla bir karşılık beklemez. Sevmekten usanmaz. Bunu söylemekten utanmaz. Karşılık bulamazsa ufalmaz.

Kahve sevmez, Kırk dakika da olsa kimse de hatırı kalsın istemez. Öfkenizden “git” diyen sesinizi duymaz da “kal” diyen gönlünüzü duyar merak etmeyin. Bunu istismar edeni ise pataklar. Sonra onu gönlüne alır bir güzel aklar. Dayanamazsa oturur ağlar.

Gözünden düşen gönlüne düşer.

Ateş anaforlarında en fazla bir bahar kalıp, Ebu Bekir’in (ra) duasını yapıp çıkacağını düşünür.

Kelimelerin kalıbına değil kasıt ve manalarına itibar eder.

Sezai Karakoç okur. İncir sever. İnançtan beslenir. Amelsiz itikada itibar etmez, imansız ameli ise boş görür. Amelsiz inancın az da olsa kurtarma ihtimali olduğu halde imansız amelin kurtuluş olmayacağını düşünerek herkesi ilk önce hakkıyla inanmaya davet eder.

Pusuda bekleyen gönül istilacılarına pusu atar, siper alır, onları kalplerinden vurur.

Asansör kullanmaz. 3 merdiven de olsa çıktığı yere tırnaklarıyla iz bırakmayı yeğler.

Eline vurmayın, ekmeği yoktur.

Başkenti “Garibistan” dır.

Yolda, otobüste gördüğü ağlayan bebeklere ninni değil şiir okur.

Bir kendine acıyarak bakar aynada bir de gökyüzünde ritimsiz uçan kuşlara.

Göz göze geldiğinizde retinanızın arkasındaki çocuğa sarılır ama sımsıkı sarılır. O çocuğu ona kaptırdığınızda sizin için artık çok geçtir.

Gülmüyorsa muhakkak ağlıyordur. Bazen gülerken de ağlar. Becerebilirseniz onun da retinasının arkasındaki çocuğa bakın.

Matematikte bölmeyi sevmez.

Çok sevdiğini onunla paylaşmak istiyorsanız 3. dünya savaşını başlatmanız gerekebilir. Topunuz gelin. Önemli değil öldükten sonra da savaşır çünkü teklik şiarıdır.

Denemesi bedava… Bizde racon budur!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Faruk Canbaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Dibimde Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Dibimde hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Dibimde editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Dibimde değil haberi geçen ajanstır.