Kandil geceleri “bid’at” mıdır?

“Allah göklerin ve yerin nûrudur. O’nun nûrunun misâli, içinde kandil bulunan bir kandilliktir. Kandil bir cam içindedir, cam inciyi andıran bir yıldızdır (bu kandil) doğuya da batıya da ait olmayan, yağı neredeyse ateş dokunmasa bile ışık veren mübarek bir zeytin ağacından yakılır. Nûr üstüne nûr. Allah nûruna dilediğini kavuşturur. Allah insanlar için misâller veriyor, Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir.” (Nur/35)

Kandil sözcüğü kelime anlamı olarak “ışımak, yanmak” manalarına gelmektedir. Osmanlı döneminde minarelerde kandil yakılıp duyurulduğu için bu gecelere kandil geceleri denilmiştir. Selçuklu döneminde de kutlandığına dair bilgilere rastlanılsa da ilk olarak ne zaman kutlanıldığı net olarak bilinmemektedir.

Malumunuz içinde birden fazla kandil gecesi barındıran üç aylara girmiş bulunmaktayız. Kandillerin yaklaşması ile birlikte her sene olduğu gibi ‘Kandil geceleri var mıdır yok mudur? Kandil geceleri bid’at mıdır değil midir?’ gibi tartışmalar tekrar gündeme gelmiştir. Mollalar tartışadursun gelin biz zaten her adımda daha çok ayrıştığımız “Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.” (Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Birr, 66) hadisindeki Müslümanlardan çok uzaklaşıp birbirimizin acısına kulak tıkayıp sırtımızı dönüp uyuduğumuz şu zamanda daha çok birleştirici taraflarından bakarak sosyolojik bir analiz yapalım.

Kandil gecelerinde neler yapılıyor? Bu geceler nelere vesile oluyor?

Kandil geceleri Anadolu’da bir bayram havasında geçer. Uzun zamandır birbirini aramayan insanlar araşır, görüşür, hâl hatır sorarlar, daha çok bir araya gelirler, daha çok ibadet ederler. Her gün günah işleyen insanların çoğu o güne mahsus günah işlemez, ibadet etmeyen insanlar o güne mahsus ibadet ederler. Bu günleri birer mihenk taşı kabul ederler ve bu günler bazı önemli kararların alınmasına vesile olur. Bunların hepsini bir araya getirip bakınca kandillere karşı çıkan insanların bunların nesinden rahatsız olduğunu anlayamamakla beraber ‘Ama bid’at dinde olmadığı hâlde sonradan eklenen şeylere denir.’ diyenleri duyar gibiyim. Bu molla arkadaşlar hiç kuşkusuz “bid’at-i hasene” kavramını da benden daha iyi bilirler. Gelin bid’at ve bid’at-i hasene kavramları nedir onlara bakalım.
“Bid’at iki kısımdır: Övülen ve yerilen. Sünnete uygun olana övülen, sünnete muhalif olana ise yerilen bid’at denir.” Beyhakî, İmam Şafii’nin bu sözünü şöyle izah eder: “Yerilen yani kötü bid’atın dinde dayanacağı bir aslı yoktur. Övülen (hasene/güzel) bid’at ise sünnete uygundur. Yani sünnetten dayanacağı bir delil vardır. Bu şer’i manasıyla değil, sözlük manasıyla bid’attır. İmam Şâfiî’den şöyle bir söz de nakledilmiştir: “Sonradan ortaya çıkan şeyler iki çeşittir. Bir kısmı; kitap, sünnet, eser veya icmadan birine muhaliftir ki bu dalâlet olan bid’attır. Hayır-iyilik olarak ortaya çıkarılan yenilikler ise ihtilafsız bir şekilde iyidirler, tenkit edilemezler.”[Askalanî, Fethu’l- Barî, XVII, 10; Beyhakî, Menakibu’ş-Şafii, I, 468; İbn Recep, Câmiu’-l Ulûm, II, 131.]

Yazımızı daha fazla kavramlara boğmak istemediğim için kandil gecelerinin mahiyetini incelemeye devam edelim. Bana sorarsanız bu gecelerin şöyle bir yanı da vardır ki bu gecelerde yapılanlar hasebiyle dünyanın enerjisi dahi etkilenebilmektedir. Nasıl mı?

Hava molekülleri, su molekülleri vs. gibi cansız varlıkların havadaki enerjiden etkilenip dizilimlerinde farklılıklar gözlemlendiğini çeşitli deneyler vasıtası ile duymuşsunuzdur. Japon bilim adamı Masaru Emoto, Kur’an dinletilen suyun daha düzenli dizildiği ve bozulmadığını ancak kötü sözler söylenen su molekül diziliminin daha düzensiz olduğu ve kısa sürede bozulduğunu gözlemlemiştir. Kandil gecelerinde de daha az günah işlenip daha çok ibadet yapılıyor olmasından sebep o günlerin enerjisinin insanlar ve âlem üzerinde daha farklı ve daha pozitif bir etki oluşturacağını söyleyebiliriz.

Kandillerin bir diğer güzel yanı ise o kadar çok af ve mağfiret dilenilen, yalvarışın yakarışın olduğu bir gecede celbiyet artacak ve Allah’ın nazarları da elbette daha farklı olacaktır.

Nasıl ki altın doğada nadir bulunduğu için daha değerli bir madense diyebiliriz ki günümüzdeki kandiller de yüz yıl önceki kandillerden çok daha ehemmiyetlidir. Zira önceleri herkes kadrini kıymetini bilirken şu zamanlarda gittikçe unutulan, gittikçe ihmal edilen geceler hâlini almıştır. Bizden olan her şeyin teker teker değil topluca yittiği şu dönemlerde bizden olan şeylere daha çok sahip çıkma vaktidir.

Şu kısma da değinip daha fazla uzatmadan bitirmek istiyorum. Her gün günah işleyen birisinin bir gün de olsa işlememesi evladır, başı secdeye eğilmeyen birinin başının bir gün de olsa secdeye gitmesi evladır. Ancak geceyi ibadetle geçirip sabahında bir gün önceki hayatımıza geri dönmüşsek o kandil henüz bizlere yanmamış demektir.

Bir de “Her gecesini Kadir, her gördüğünü Hızır bilenler.” var ki onlara her an kadir, onlara her an kandildir.

Gönlünde kandili daimi yanan ve âlemleri aydınlatanlardan olabilmek duasıyla…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Meral Akbıyık - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Dibimde Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Dibimde hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Dibimde editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Dibimde değil haberi geçen ajanstır.